Türkünün Hikayesi Serisi – III
Fildişi kuledeki lambanın ışığında,
bugün bir hikâyeye daha başlıyoruz.
"Yüksek yüksek tepeler ev kurmasınlar
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler"
“Yüksek Yüksek Tepelere” türküsünün
hikâyesi, Anadolu’da yaşanmış gerçek bir gelin ayrılığına dayanır.
![]() |
| Maroon Bells(11553) |
Gelin Giden Kız ve Ulaşılamayan Memleket
Rivayete göre genç bir kız, ailesinden çok uzak bir köye gelin edilir. Bu köy, adından da anlaşılacağı gibi yüksek tepelerin ardında, yolları zor, ulaşımı neredeyse imkânsız bir yerdedir. O dönem ne düzenli yol vardır ne de haberleşme imkânı. Genç kadın, evlendikten sonra annesini, babasını ve kardeşlerini aylarca, hatta yıllarca göremez. Ne bir misafir gelir ne de o memlekete gidebilir. Tepeler, yalnızca coğrafi bir engel değil, aynı zamanda ayrılığın kendisi olur.
![]() |
| MT Uluguru and Sisal plantations |
Hasretin Türküye Dönüşmesi
Zaman geçtikçe genç kadının içindeki
özlem büyür. Annesinin elini öpememek, babasının sesini duyamamak, çocukluğunun
geçtiği eve dönememek onu derin bir yalnızlığa sürükler.
Bu hasretini şu sözlerle dile getirir:
“Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler”
Bu dizeler, bir beddua değil; yaşanmış
bir pişmanlığın uyarısıdır.
Genç kadın, kendisi gibi başka
kızların da aynı kaderi yaşamamasını ister.
“Uçan da Kuşlara Malum Olsun”
Türkünün en çarpıcı kısmı ise şudur: “Uçan da kuşlara malum olsun”. Çünkü kadının artık derdini
anlatabileceği kimse kalmamıştır. İnsanlara ulaşamayan sesini, kuşlara emanet
eder. Bu ifade, çaresizliğin ve yalnızlığın en sade anlatımıdır.
![]() |
| Beytüşşebap - Uludere yol |
Bir Kişinin Değil, Bir Kuşağın Hikâyesi
“Yüksek Yüksek Tepelere”, yalnızca bu
genç kadının değil; Anadolu’da uzak diyarlara gelin giden yüzlerce kadının
ortak hikâyesidir. Bu yüzden türkü anonimleşmiş, dilden dile dolaşmış ve bir
kişinin acısı olmaktan çıkıp toplumsal bir hafızaya dönüşmüştür.
Neden Hâlâ Bu Kadar Etkiliyor?
Çünkü bu türkü:
Zorla değil ama mecburen yapılan
ayrılıkları,
Kadınların sessiz kabullenişini,
“Kader” denilerek üstü örtülen
yalnızlıkları anlatır ve bu duygular, bugün bile tanıdıktır.
“Yüksek Yüksek Tepelere”, Allı Turnam’daki haber bekleyişin ve Hastane Önünde İncir Ağacı’ndaki çaresizliğin başka bir yüzüdür.
Bu yazı, Türkünün Hikâyesi serisinin üçüncü yazısıdır.
1.
Türkünün hikayesi sizi etkilediyse buyurun izlemeye:
Seride, türküler yalnızca dinlenilen
eserler olarak değil; anlatılan hayatlar olarak ele alınacaktır.
FİLDİŞİ KULEDE IŞIK HALA YANIYOR.
MT Uluguru and Sisal plantations, Fotoğraf: Muhammed Mahdi Karim, GNU Freze Documentation License 1.2, Wikimedia Commons.
Sitede kullanılan görseller tanıtım ve
bilgilendirme amaçlıdır. Telif hakkı ihlali olduğunu düşündüğünüz bir içerik
için iletişime geçebilirsiniz.
a.jpg)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumunuz için teşekkür ederim. En kısa sürede dönüt verilecek.