15 Ocak 2026 Perşembe

Türkünün Hikayesi: Yüksek Yüksek Tepelere

 

Türkünün Hikayesi Serisi – III

Fildişi kuledeki lambanın ışığında, bugün bir hikâyeye daha başlıyoruz.

 

"Yüksek yüksek tepeler ev kurmasınlar

 Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler"

 

“Yüksek Yüksek Tepelere” türküsünün hikâyesi, Anadolu’da yaşanmış gerçek bir gelin ayrılığına dayanır.

 

Maroon Bells(11553)


Gelin Giden Kız ve Ulaşılamayan Memleket

Rivayete göre genç bir kız, ailesinden çok uzak bir köye gelin edilir. Bu köy, adından da anlaşılacağı gibi yüksek tepelerin ardında, yolları zor, ulaşımı neredeyse imkânsız bir yerdedir. O dönem ne düzenli yol vardır ne de haberleşme imkânı. Genç kadın, evlendikten sonra annesini, babasını ve kardeşlerini aylarca, hatta yıllarca göremez. Ne bir misafir gelir ne de o memlekete gidebilir. Tepeler, yalnızca coğrafi bir engel değil, aynı zamanda ayrılığın kendisi olur.

 

MT Uluguru and Sisal plantations


Hasretin Türküye Dönüşmesi

Zaman geçtikçe genç kadının içindeki özlem büyür. Annesinin elini öpememek, babasının sesini duyamamak, çocukluğunun geçtiği eve dönememek onu derin bir yalnızlığa sürükler.

Bu hasretini şu sözlerle dile getirir:

“Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar

Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler”

Bu dizeler, bir beddua değil; yaşanmış bir pişmanlığın uyarısıdır.

Genç kadın, kendisi gibi başka kızların da aynı kaderi yaşamamasını ister.

“Uçan da Kuşlara Malum Olsun”

Türkünün en çarpıcı kısmı ise şudur: “Uçan da kuşlara malum olsun”. Çünkü kadının artık derdini anlatabileceği kimse kalmamıştır. İnsanlara ulaşamayan sesini, kuşlara emanet eder. Bu ifade, çaresizliğin ve yalnızlığın en sade anlatımıdır.


 

Beytüşşebap - Uludere yol


Bir Kişinin Değil, Bir Kuşağın Hikâyesi

“Yüksek Yüksek Tepelere”, yalnızca bu genç kadının değil; Anadolu’da uzak diyarlara gelin giden yüzlerce kadının ortak hikâyesidir. Bu yüzden türkü anonimleşmiş, dilden dile dolaşmış ve bir kişinin acısı olmaktan çıkıp toplumsal bir hafızaya dönüşmüştür.

 

Neden Hâlâ Bu Kadar Etkiliyor?

Çünkü bu türkü:

Zorla değil ama mecburen yapılan ayrılıkları,

Kadınların sessiz kabullenişini,

“Kader” denilerek üstü örtülen yalnızlıkları anlatır ve bu duygular, bugün bile tanıdıktır.

 “Yüksek Yüksek Tepelere”, Allı Turnam’daki haber bekleyişin ve Hastane Önünde İncir Ağacı’ndaki çaresizliğin başka bir yüzüdür.


Bu yazı, Türkünün Hikâyesi serisinin üçüncü yazısıdır.

1.     


Türkünün hikayesi sizi etkilediyse buyurun izlemeye:



 


Seride, türküler yalnızca dinlenilen eserler olarak değil; anlatılan hayatlar olarak ele alınacaktır.


 Bu yazı, sözlü kültür anlatıları ve farklı kaynaklardan derlenen bilgilerle oluşturulmuş özgün bir yorum çalışmasıdır.


FİLDİŞİ KULEDE IŞIK HALA YANIYOR.

 

Kaynak: Beytüşşebap - Uludere Yol 4, Fotoğraf: KediÇobanı, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.

Maroon Bells(11553), Fotoğraf: Rhododendrites, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons. 

MT Uluguru and Sisal plantations, Fotoğraf: Muhammed Mahdi Karim, GNU Freze Documentation License 1.2, Wikimedia Commons.



Sitede kullanılan görseller tanıtım ve bilgilendirme amaçlıdır. Telif hakkı ihlali olduğunu düşündüğünüz bir içerik için iletişime geçebilirsiniz.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim. En kısa sürede dönüt verilecek.

Efsaneler, Şahsiyetler ve Halk Hafızasında Kalan Hikâyeleri: Akbaş Baskını

Akbaş Baskını Rivayeti Savaşan askerler  Direnişin ve Sessiz Cesaretin Öyküsü Bazı efsaneler yalnızca bir çatışmadan doğmaz; bakışın ve hatı...