14 Aralık 2025 Pazar

Mihriban: Bir Şiirin Hikayesi

 Mihriban: Bir Şiirin Hikayesi


            Merhaba, okuduklarımın bende bıraktığı izleri kayda geçirmek için buradayım.


Yeni bir seri ile karşınızdayım. Üniversitedeki bir hocamız Yazma Eğitimi dersinde yazılan bir şiirlerin anlamlı hikayeleri olabilir. Yazılış amacı olan arkasında derin bir anlamı olan şiiri araştırıp hikayesini derleyip benimle paylaşın demişti. Bu ödevden çok etkilenmiştim, hiç düşünmemiştim şiirlerin niye yazıldığını, nasıl yazıldığını… Daha sonra bu şiirleri derleyip kitap olarak paylaşmak hayalim olarak kaldı. Ara ara defterime bu hikayeleri yazıyorum. Aradan 10 yıl geçmesine karşın 4 hikaye yazmışım, ne kadar istikrarlıyım değil mi? Bu yazılarımda birçok araştırma yaptım ve okuduklarımı derleyip son halini verdim.

İlk olarak benim sevdiğim bir türkü olan Mihriban ile başlayacağım. Arka fonda açın bu şarkıyı ve bu nefis hikayeyi giriş yapın. Keyifli okumalar.


 "Sarı saçlarına deli gönlümü Bağlamıştın, çözülmüyor Mihriban"


Karakoç'un bu dizelerinde yalnızca aşk değil, unutmanın zorluğu ve duyguların derinliği hissediliyor. Şiirin ardındaki hikayeyi araştırdım ve şu bulgular ortaya çıktı:

   Bir şiirin ardındaki hikaye, mısraların yalnızca kelimelerden ,baret olmadığını; duyguların, zamanın ve insanların içsel izlerinin de orada saklı olduğunu hatırlatır.

Abdurrahim Karakoç


Abdurrahim Karakoç bu şiiri gençlik çağında sevdiği ''seviyordum ama olmadı'' dediği bir kıza yazdığını söylemiştir. Kızın adı başkadır, orası şairde saklıdır, Mihriban ise onu temsil eden bir semboldür sadece. Şiir bestelenip pek çok sanatçı tarafından seslendirilmesi ile oldukça meşhur olmuştur.



 

Gece’de Bir Gün isimli şiir programının yapımcısı ve sunucusu Serdar Tuncer anlatıyor:

‘’Program çıkışı Karakoç Hoca’yı evine ben bırakacaktım. Kendisi Sincan’da oturur. Muhabbeti devam ettirmek için yolu uzatarak gittim ve Mihriban’ı sordum. ‘Hocam nedir hikayesi?’ dedim. ‘Vallahi kim ne anlattıysa inanma. Hiç kimseye hikayesini anlatmadım. Ama çok sevdim.’ Gözlerinden iki damla yaş süzüldüğünü gördüm. Devam etti: ‘En son bu iş bitmeli, bitmesi gerekiyor, beni unut diye bir mektup yazdım. O da bana unut diyorsun ama unutmak kolay mı diye bir cevap mektubu yazdı. Ben de bu şiiri (Unutursun Mihriban’ım) yazdım ve yolladım. Bir daha ne bir haber geldi ne de bir ses.’


Unutmak kolay mı? Deme

Unutursun Mihriban’ım

Oğlun kızın olsun hele

Unutursun Mihriban’ım.


Karakoç'un ''Unutursun Mihriban'ım'' mısralarında, sadece geçmiş bir aşk değil, unutmanın ne kadar zor olduğu yankılanır.

Bu dizeler ne sadece bir aşk hikayesi ne de basit bir nostalji; sanki okuyanın içinde sakladığı bir özlemin sessiz yankısı gibi.

Bir şiirin hikayesini bilmek, sadece mısraları okumak değil; o satırların ardında saklı kalmış anıları, duyguları ve insan bağlantılarını yeniden keşfetmektir.


    Şiiri bir de Abdurrahim Karakoç'un kendisinden dinleyelim: 





FİLDİŞİ KULEDE IŞIK HALA YANIYOR.



!!! Sitede kullanılan görseller tanıtım ve bilgilendirme amaçlıdır. Telif hakkı ihlali olduğunu düşündüğünüz bir içerik için iletişime geçebilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim. En kısa sürede dönüt verilecek.

Lambanın Işığı Sönerse: İçsel Sessizlik ve Yalnızlık

Lambanın Işığı Sönerse: İçsel Sessizlik ve Yalnızlık Lambanın Işığı Sönerse: İçsel Sessizlik ve Yalnızlık ...