1 Şubat 2026 Pazar

KALEMİN GÖLGESİNDE – I

Fildişi kulemdeki lambanın altından bildiriyorum:

Bildiklerimin bende bıraktığı izleri kayda geçirmek için buradayım.

 

Türk Edebiyatında Yazarların Bilinmeyen Yönleri

Bir yazarı okurken çoğu zaman metnin arkasındaki hayatı unuturuz. Oysa bazı cümleler, yalnızca kelimelerden değil; tereddütlerden, pişmanlıklardan ve yarım kalmışlıklardan doğar. Türk edebiyatının büyük isimleri de bu sessiz yükleri taşıyan yazarlardandır.

 

Ahmet Hamdi Tanpınar


Ahmet Hamdi Tanpınar: Bitirememek Korkusu

Tanpınar’ın bilinmeyen yönlerinden biri, tamamlayamama hâlidir. Günlüklerinde sık sık “yetişemiyorum” cümlesiyle karşılaşılır. Yazdıklarını sürekli yeniden yazmak ister, yayımlanmış metinlerinden bile tam olarak memnun olmazdı.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ndeki zaman karmaşası, Tanpınar’ın kendi zihinsel dünyasının bir yansımasıdır.

Tanpınar için zaman, ilerleyen bir çizgi değil; sürekli geri dönen bir sızıydı.


 

Oğuz Atay

Oğuz Atay: Anlaşılmama Endişesi

Bugün kült bir yazar olan Oğuz Atay, yaşarken neredeyse hiç okunmadı. Tutunamayanlar yayımlandığında yeterince ilgi görmemesi, Atay’ı derinden yaraladı.

En bilinmeyen yönü ise yazarken sık sık “okur bunu anlayacak mı?” sorusunu kendine sormasıdır. İronisi serttir ama kırılganlığı daha serttir.

 


Cemal Süreya

Cemal Süreya: Şiirin Arkasındaki Matematik

Cemal Süreya yalnızca duygusal bir şair değildir; şiiri neredeyse hesaplayarak yazardı. Kelime sayıları, ses tekrarları ve dizelerin uzunluğu onun için önemlidir.

Bir başka az bilinen yönü ise edebiyat dergilerine olan takıntısıdır: Dergiler onun için yalnızca yayın mecrası değil, edebiyatın kalbinin attığı yerdi.

 

Sait Faik Abasıyanık


Sait Faik Abasıyanık: Kalabalıktan Kaçan Yazar

Sait Faik’in insanları anlattığını biliriz; ama kendisi kalabalıklardan hoşlanmazdı. Uzun yürüyüşleri, yalnız balıkçı kahveleri ve sessiz adalar onun gerçek mekânlarıydı.

Yazmak, onun için bir gösteri değil; görmeden duramamanın sonucuydu.

 





Metinler Ne Kadar Yazarına Aittir?

Yazarların bilinmeyen yönleri, eserleri açıklamak için değil; onları derinleştirmek içindir. Bir cümle bazen bir korkunun, bazen yarım kalmış bir hayatın izini taşır. Okur bunu bilmek zorunda değildir ama sezdiğinde metin büyür.

 

Bu seri boyunca adı geçen yazarlar, metinleriyle değil; metinlerinin gölgesinde kalan yönleriyle ele alınmıştır.

 

Bu yazı, ‘’Kalemin Gölgesinde’’ serisinin ilk yazısıdır.

 

 

FİLDİŞİ KULEDE IŞIK HALA YANIYOR.

 

 


Sitede kullanılan görseller tanıtım ve bilgilendirme amaçlıdır. Telif hakkı ihlali olduğunu düşündüğünüz bir içerik için iletişime geçebilirsiniz.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim. En kısa sürede dönüt verilecek.

Efsaneler, Şahsiyetler ve Halk Hafızasında Kalan Hikâyeleri: Akbaş Baskını

Akbaş Baskını Rivayeti Savaşan askerler  Direnişin ve Sessiz Cesaretin Öyküsü Bazı efsaneler yalnızca bir çatışmadan doğmaz; bakışın ve hatı...