Osmanlı’da
Nesnelerin Dili – II
Öğrendiklerimin
bende bıraktığı izleri kayda geçirmek için buradayım.
Osmanlı’da
insanlar yalnızca eşyalarla değil, hareketlerle de konuşurdu. Bir kapı, bir
pencere, bir tespih ya da basit bir el işareti; söylenmeyen sözlerin yerine
geçerdi.
Bu işaretler ''açık işaretler'' olarak bilinirdi. Çünkü anlayana fazlasıyla açıktılar.
Şemsiye ile
İşaret
![]() |
| Gotham'da Türkler karikatüründen |
Şemsiye yalnızca
yağmurdan korunmak için değil, bir halin ifadesi için de kullanılırdı.
Bir kız
şemsiyesini kapalı tutuyorsa, ‘’Bir hastalığa yakalandım, seni şu an kabul
edemem’ demekti.
Eğer kadın,
erkeği gündüz şemsiyesi açık halde karşılıyorsa, ‘’Gece gel’’ mesajı verirdi.
Gece geldiğinde şemsiye açıksa, ‘’Yarın akşam gel’’ anlamına gelirdi.
Şemsiyenin
ucuyla yere kağıt parçası atmak, ‘’Sana bir mektubum var’’ demekti. Eğer yere
atılan şey bir çöp ya da önemsiz bir parça ise, bu, sert ama net bir cevaptı: ‘’Sana
takdim edilecek bir sevgim yok.’’
![]() |
| Sultanın Gezinti Yolu adlı sulu boya çalışma |
Tespih ile
İşaret
Tespih de
sabrın ve niyetin diliydi. Bir erkek ya da kadın, tespihini parmağına
takıyorsa, ‘Kısmet oldun’ mesajı verirdi.
Tespih kapar gibi bir hareketle avuçta tutuluyorsa, ‘’Sabrım kalmadı’’ demekti. Tespihini çekerek yürümek, ‘’Uzağa gidiyorum’’ anlamına gelirdi.
El, Mendil
ve Peçe
El ile
yapılan işaretler, mendil ve peçe ile tamamlanırdı. Bazen tek bir hareket, Uzun
bir konuşmanın yerini tutardı.
Bir bakışın
ardından yapılan küçük bir işaret, iki kalbin birbirini anlaması için yeterli
olurdu.
Peçe ile
İşaretin İnceliği
Peçe ise en
mahrem dildi.
Bir kız
peçesini düzeltirse, ''Sana gel'' demekti. Peçesini kapatıp tekrar açarsa, ‘’Yataktan
sana geliyorum’’ anlamına gelirdi.
Eğer kız,
erkeği görür görmez peçesini kapatıyorsa, ‘’Evlenmeyi düşünmüyorum’’ mesajı
verilirdi.
Ama peçeyi
kapatıp ardından muhabbete devam ediyorsa, bu açık bir itiraftı: ‘’Sana meyilim
var.’’
![]() |
| Türk kadını |
Bugün kelimeler
çoğaldı, ama anlamlar azaldı.
Oysa bir
zamanlar insanlar, şemsiyenin açılışında, tespihin yönünde, peçenin hareketinde
koca cümleler kurabiliyordu.
Belki de bu
yüzden, suskunluk o zamanlar daha anlamlıydı.
Bu yazı ‘’Osmanlı’da
Nesnelerin Dili’’ serisinin ikinci yazısıdır.
FİLDİŞİ
KULEDE IŞIK HALA YANIYOR.
- Nesnelerin Dili I – Mendilin Söylediği
- Nesnelerin Dili II – Açık İşaretler
- Nesnelerin Dili III – Yelpazenin Anlattığı
- Nesnelerin Dili IV – Mektubun Sessiz Kuralları
- Nesnelerin Dili V – Yüzüğün Hatırlattığı
- Nesnelerin Dili VI – Pencerenin Söylediği
- Nesnelerin Dili VII – Kapının Anlattıkları
- Nesnelerin Dili VIII – Çiçeklerin Anlamları
- Nesnelerin Dili IX – Gülün Fısıldadığı
- Nesnelerin Dili X – Fotoğrafın Fısıldadıkları
Sitede
kullanılan görseller tanıtım ve bilgilendirme amaçlıdır. Telif hakkı ihlali
olduğunu düşündüğünüz bir içerik için iletişime geçebilirsiniz.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumunuz için teşekkür ederim. En kısa sürede dönüt verilecek.