27 Aralık 2025 Cumartesi

Pencerenin Söylediği

 

Osmanlı’da Nesnelerin Dili – VI

 

Fildişi kulemdeki lambanın altından bildiriyorum:

Bildiklerimin bende bıraktığı izleri kayda geçirmek için buradayım.


Osmanlı’da pencere yalnızca dışarı bakılan bir yer değildi.

Beklemenin, görmenin, görülmenin ve susmanın mekanıydı. Bir evin en çok konuşkan yeri, çoğu zaman en sessiz köşesiydi.

Almanya'nın Fischerkirche (pencere), Born a.DarB kentindeki Lutheran Balıkçı Kilisesi'nin batı cephesi


Pencere, sokağa açılmazdı yalnızca; kalbin halini de dışarıya verirdi.

 

Pencerede Beklemek

Bir kadının pencere önünde uzun süre durması, rastlantı sayılmazdı. Bu, ‘’Birini bekliyorum’’ demekti.

Özellikle akşamüstleri pencereye çıkmak, günün gürültüsü dindikten sonra bir umudu göz hizasına almaktı. Pencere önündeki her bekleyiş, bir ihtimali diri tutardı.

 

Perdenin Dili

Perde, pencerenin sustuğu yerdir.

Perde tamamen açıksa, ‘’Gizleyecek bir şeyim yok’’ anlamına gelirdi.

Yarı aralık bir perde, temkinli bir açıklıktı: ‘’Bakabilirsin ama yaklaşma.’’

Perdenin hızla kapatılması, bir rahatsızlığın ya da istenmeyen bir bakışın cevabıydı. Sessiz ama nettir.

 

Pencereyi Açmak

Pencerenin açılması, yalnızca hava almak değildi. Bu, ‘’Sana kulak veriyorum’’ demekti.

Özellikle gece açılan pencere, sokaktaki ayak seslerine, fısıltılara ve çağrılara karşı bir kabul işaretiydi.

Ama pencerenin kapalı tutulması, konuşmaya da kapalı olmak demekti.

 

Açık Hava Müzesi Vysocina (Pudelek tarafından)

Pencereye Çıkıp Geri Çekilmek

Pencereye çıkıp kısa süre sonra geri çekilmek, kararsızlığın işaretiydi. Ne tamamen vazgeçmek, ne de tamamen yaklaşmak…

Bu hareket ‘’Seni düşünüyorum ama henüz değil’’ demenin en zarif yoluydu.

 

Çiçek ve Pencere

Pencere önüne bırakılan çiçek, görülmek istenen bir niyetti. Özellikle canlı ve bakımlı çiçekler, evdeki ruh halinin de bir göstergesiydi.

Solmuş ya da susuz bırakılmış çiçekler ise uzun süredir beklenen ama gelmeyen birini anlatırdı.

 


Shitenno-ji Honbo Park'taki çardak pencereleri (Hakkakutei)


Bugün pencereler çoğu zaman kapalı. Camlar var, perdeler kalın, bakışlar acele.


Ama bir zamanlar pencere, kelimelerin yetmediği yerde konuşurdu. Bir duruşla, bir açılıp kapanmayla, bir bekleyişle…


Belki de bu yüzden, en çok şey söyleyen yer hep pencereydi.

 




Bu yazı, ‘’Osmanlı’da Nesnelerin Dili’’ serisinin altıncı yazısıdır.

 

 

FİLDİŞİ KULEDE IŞIK HALA YANIYOR.

 

 

Sitede kullanılan görseller tanıtım ve bilgilendirme amaçlıdır. Telif hakkı ihlali olduğunu düşündüğünüz bir içerik için iletişime geçebilirsiniz.


Kaynak: Açık Hava Müzesi Vysocina - Fotoğraf: Pudelek, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.

Fischerkirche (pencere), Born a.DarB, Fotoğraf: Radomianin, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.

Shitenno-ji Honbo Park'taki çardak pencereleri (Hakkakutei) - Fotoğraf: Laitche, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim. En kısa sürede dönüt verilecek.

Efsaneler, Şahsiyetler ve Halk Hafızasında Kalan Hikâyeleri: Akbaş Baskını

Akbaş Baskını Rivayeti Savaşan askerler  Direnişin ve Sessiz Cesaretin Öyküsü Bazı efsaneler yalnızca bir çatışmadan doğmaz; bakışın ve hatı...