Osmanlı’da Nesnelerin Dili – VI
Bildiklerimin
bende bıraktığı izleri kayda geçirmek için buradayım.
Osmanlı’da
pencere yalnızca dışarı bakılan bir yer değildi.
Beklemenin,
görmenin, görülmenin ve susmanın mekanıydı. Bir evin en çok konuşkan yeri, çoğu
zaman en sessiz köşesiydi.
![]() |
| Almanya'nın Fischerkirche (pencere), Born a.DarB kentindeki Lutheran Balıkçı Kilisesi'nin batı cephesi |
Pencere,
sokağa açılmazdı yalnızca; kalbin halini de dışarıya verirdi.
Pencerede
Beklemek
Bir kadının
pencere önünde uzun süre durması, rastlantı sayılmazdı. Bu, ‘’Birini
bekliyorum’’ demekti.
Özellikle
akşamüstleri pencereye çıkmak, günün gürültüsü dindikten sonra bir umudu göz
hizasına almaktı. Pencere önündeki her bekleyiş, bir ihtimali diri tutardı.
Perdenin
Dili
Perde,
pencerenin sustuğu yerdir.
Perde
tamamen açıksa, ‘’Gizleyecek bir şeyim yok’’ anlamına gelirdi.
Yarı aralık
bir perde, temkinli bir açıklıktı: ‘’Bakabilirsin ama yaklaşma.’’
Perdenin
hızla kapatılması, bir rahatsızlığın ya da istenmeyen bir bakışın cevabıydı.
Sessiz ama nettir.
Pencereyi
Açmak
Pencerenin
açılması, yalnızca hava almak değildi. Bu, ‘’Sana kulak veriyorum’’ demekti.
Özellikle
gece açılan pencere, sokaktaki ayak seslerine, fısıltılara ve çağrılara karşı
bir kabul işaretiydi.
Ama
pencerenin kapalı tutulması, konuşmaya da kapalı olmak demekti.
![]() |
| Açık Hava Müzesi Vysocina (Pudelek tarafından) |
Pencereye
Çıkıp Geri Çekilmek
Pencereye
çıkıp kısa süre sonra geri çekilmek, kararsızlığın işaretiydi. Ne tamamen
vazgeçmek, ne de tamamen yaklaşmak…
Bu hareket
‘’Seni düşünüyorum ama henüz değil’’ demenin en zarif yoluydu.
Çiçek ve
Pencere
Pencere
önüne bırakılan çiçek, görülmek istenen bir niyetti. Özellikle canlı ve bakımlı
çiçekler, evdeki ruh halinin de bir göstergesiydi.
Solmuş ya da
susuz bırakılmış çiçekler ise uzun süredir beklenen ama gelmeyen birini
anlatırdı.
![]() |
| Shitenno-ji Honbo Park'taki çardak pencereleri (Hakkakutei) |
Bugün
pencereler çoğu zaman kapalı. Camlar var, perdeler kalın, bakışlar acele.
Ama bir
zamanlar pencere, kelimelerin yetmediği yerde konuşurdu. Bir duruşla, bir
açılıp kapanmayla, bir bekleyişle…
Belki de bu
yüzden, en çok şey söyleyen yer hep pencereydi.
Bu yazı,
‘’Osmanlı’da Nesnelerin Dili’’ serisinin altıncı yazısıdır.
FİLDİŞİ KULEDE IŞIK HALA YANIYOR.
- Nesnelerin Dili I – Mendilin Söylediği
- Nesnelerin Dili II – Açık İşaretler
- Nesnelerin Dili III – Yelpazenin Anlattığı
- Nesnelerin Dili IV – Mektubun Sessiz Kuralları
- Nesnelerin Dili V – Yüzüğün Hatırlattığı
- Nesnelerin Dili VI – Pencerenin Söylediği
- Nesnelerin Dili VII – Kapının Anlattıkları
- Nesnelerin Dili VIII – Çiçeklerin Anlamları
- Nesnelerin Dili IX – Gülün Fısıldadığı
- Nesnelerin Dili X – Fotoğrafın Fısıldadıkları
Sitede kullanılan görseller tanıtım ve bilgilendirme
amaçlıdır. Telif hakkı ihlali olduğunu düşündüğünüz bir içerik için iletişime
geçebilirsiniz.
Kaynak: Açık Hava Müzesi Vysocina - Fotoğraf: Pudelek, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.
Fischerkirche (pencere), Born a.DarB, Fotoğraf: Radomianin, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.
Shitenno-ji Honbo Park'taki çardak pencereleri (Hakkakutei) - Fotoğraf: Laitche, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.
,_Born_a._Dar%C3%9F.jpg)
_02.jpg)
_at_Shitenn%C5%8D-ji_Honb%C5%8D_Park,_January_2024_-_6640.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumunuz için teşekkür ederim. En kısa sürede dönüt verilecek.