26 Aralık 2025 Cuma

Yüzüğün Hatırlattığı

 Osmanlı’da Nesnelerin Dili – V

 

Fildişi kulemdeki lambanın altından bildiriyorum:

Bildiklerimin bende bıraktığı izleri kayda geçirmek için buradayım.


Fredrik Tianderİn Yüzüğü, 1846


Osmanlı’da yüzük, yalnızca bir süs eşyası değildi. Parmağa takılan bir halka; söz, sadakat, aidiyeti ve bazen de suskunluk demekti.

Yüzük, en çok hatırlatan nesnelerden biriydi. Çünkü hem varlığıyla hem yokluğuyla konuşurdu.

 

Yüzüğün Takıldığı Parmak

Yüzüğün hangi parmakta taşındığı bile anlamlıydı.

Sağ ele takılan yüzük, henüz tamamlanmamış bir bağı, bir sözün arifesinde olmayı anlatırdı.

Sol ele geçen yüzük ise artık verilen sözün yerine oturduğunu fısıldardı.

Bu yüzden yüzüğün yeri değiştiğinde, ilişkinin hali de değişmiş sayılırdı.

 

söz - nişan yüzüğü

Söz ve Nişan Yüzüğü

Söz yüzüğü, yüksek sesle söylenmeyen bir vaatti. ‘’Bekle’’ demekti, ‘’Ben buradayım’’ demekti.

Nişan yüzüğü ise artık bu bekleyişin başkalarına da ilanıydı. Parmakta taşınan yüzük, sahibini değil, bir bağlılığı temsil ederdi.

 

Mühür Yüzüğün Ağırlığı

Bazı yüzükler konuşmaz, yetkiyi hatırlatırdı. Mühür yüzükleri, sahibinin yerine geçerdi. Bir kağıda basılan iz, imzadan daha güçlü sayılırdı.

Bu yüzükler gösteriş için değil, sorumluluk için taşınırdı.

 

kağıt üzerindeki halkalar

Yüzüğün Çıkarılması

Yüzüğün parmakta olmaması da bir işaretti. Bilerek çıkarılmış bir yüzük, bir sözden vazgeçildiğini, ya da bir bağın gevşediğini anlatabilirdi.

Ama yüzüğün saklanması, tamamen unutmak anlamına gelmezdi. Bazen yüzükler, yalnızca görünmeyen bir yerde hatırlanırdı.

Wellendorff - Drehen Yüzük Wassersple


 

Hediye Edilen Yüzük

Bir yüzüğün hediye edilmesi, en güçlü sessiz ifadelerdendi. Bu, açık bir vaat olduğu kadar, bir emanet bırakmaktı.


Alan kişi yüzüğü takarsa, kabul edilmiş sayılırdı. Takmaz ama saklarsa, cevap ertelenmiş olurdu.

 

 

Bugün yüzükler çoğu zaman alışkanlıkla takılıyor. Ama bir zamanlar, bir halka koca bir ömrü temsil ediyordu.


Yüzük, unutulmaması gerekeni hatırlatırdı: verilen sözü, kurulan bağı, sessizce kabul edilen sorumluluğu.


Belki de bu yüzden, en küçük nesneler en ağır anlamları taşırdı.

 

Bu yazı, ‘’Osmanlı’da Nesnelerin Dili’’ serisinin beşinci yazısıdır.

 


FİLDİŞİ KULEDE IŞIK HALA YANIYOR.

 

 

Sitede kullanılan görseller tanıtım ve bilgilendirme amaçlıdır. Telif hakkı ihlali olduğunu düşündüğünüz bir içerik için iletişime geçebilirsiniz.


 Kaynak: Fredrik Tiander'in Yüzüğü (1846), Fotoğraf: Fredrik Tiander, CC BY 4.0, Wikimedia Commons,

Kağıt Üzerindeki halkalar, Fotoğraf: Oyangulu, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.

Wedo1983, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim. En kısa sürede dönüt verilecek.

Efsaneler, Şahsiyetler ve Halk Hafızasında Kalan Hikâyeleri: Akbaş Baskını

Akbaş Baskını Rivayeti Savaşan askerler  Direnişin ve Sessiz Cesaretin Öyküsü Bazı efsaneler yalnızca bir çatışmadan doğmaz; bakışın ve hatı...