Osmanlı’da Nesnelerin Dili – VII
Fildişi
kulemdeki lambanın altından bildiriyorum:
Bildiklerimin
bende bıraktığı izleri kayda geçirmek için buradayım.
Osmanlı’da pencere yalnızca dışarı bakılan bir yer değildi. Osmanlı’da kapı, yalnızca girilen ya da çıkılan bir yer değildi. Kabulün, reddin, mesafenin ve niyetin en açık ifadesiydi. Bir kapı, açılışıyla da konuşur, kapalı oluşuyla da. Kapı, bir eşikti. Ve her eşik, bir karar demekti.
![]() |
| Dorfkirche Sanitz (ana kapı) |
Kapının Kapalı Tutulması
Kapalı bir kapı her zaman reddediş
değildi. Bazen korunmaktı, bazen düşünmek. Ama kapı uzun süre açılmıyorsa, bu
sessiz bir cevaptı: “Şu an değil.” Kapının ardında beklemek, cevabın belirsizliğini
kabullenmek demekti.
![]() |
| Dülmen-Visbeck özel mühimmat deposundaki sığınağın üç kapısı |
Kapının Açık Olması
Kapının açık bırakılması, “Buyur” demenin en sade hâliydi. Bu yalnızca misafir için değil, duygu için de geçerliydi. Açık bir kapı, söz söylemeye gerek bırakmazdı. İçeridekiler hazırdı, dışarıdakiler davetli.
![]() |
| Deepgarh'daki eski kapı |
Kapıyı Aralık Bırakmak
Kapının tam kapanmaması, ne içeri
almak ne de tamamen dışarıda bırakmaktı. Bu hâl, “Kararsızım” demenin
zarif yoluydu. Bir ihtimali saklı tutmak, ama kesinlik vermemek… Aralık
kapılar, en çok umudu barındırırdı.
Kapının Geç Açılması
Kapının bilerek geç açılması, bir sınamaydı. Gelenin niyetini, sabrını
ölçmekti.
Hemen açılan kapılar güveni, bekletilen
kapılar ciddiyeti anlatırdı.
Kapının Sert Kapanması
Bir kapının sertçe kapanması, söylenmiş
en ağır cümleydi. Bu, artık konuşacak söz kalmadığını, mesafenin
kesinleştiğini bildirirdi. Sessizce kapanan kapılar ise daha ağırdı. Çünkü
içinde pişmanlık da taşıyabilirdi.
![]() |
| Yeşil kapı, Bruges |
Kapı Tokmağının Dili
Kapı tokmağının vuruşu bile
anlamlıydı. Yavaş ve ölçülü bir vuruş, saygının ifadesiydi. Israrcı ve sert
vuruşlar, aceleyi ya da sabırsızlığı ele verirdi. Kimse kapıyı rastgele çalmazdı;
her vuruş bir hâli temsil ederdi.
Bugün kapılar kilitli, ziller aceleci.
Açmak da kapamak da hızlı. Ama bir zamanlar kapılar, insanların kalbi gibi
davranırdı. Kime açılacağını bilir, kimi bekleteceğini seçerdi. Belki de bu
yüzden, en çok şeyi anlatan yer hep kapıydı.
Bu yazı, ‘’Osmanlı’da
Nesnelerin Dili’’ serisinin yedinci yazısıdır.
FİLDİŞİ KULEDE IŞIK HALA YANIYOR.
- Nesnelerin Dili I – Mendilin Söylediği
- Nesnelerin Dili II – Açık İşaretler
- Nesnelerin Dili III – Yelpazenin Anlattığı
- Nesnelerin Dili IV – Mektubun Sessiz Kuralları
- Nesnelerin Dili V – Yüzüğün Hatırlattığı
- Nesnelerin Dili VI – Pencerenin Söylediği
- Nesnelerin Dili VII – Kapının Anlattıkları
- Nesnelerin Dili VIII – Çiçeklerin Anlamları
- Nesnelerin Dili IX – Gülün Fısıldadığı
- Nesnelerin Dili X – Fotoğrafın Fısıldadıkları
Dülmen-Visbeck özel mühimmat deposundaki sığınağın üç kapısı 26 , Dernekamp mezrası, Kirchspiel, Dülmen , Kuzey Ren-Vestfalya , Almanya, Fotoğraf: Dietmar Rabich, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons.
Sitede kullanılan görseller tanıtım ve bilgilendirme
amaçlıdır. Telif hakkı ihlali olduğunu düşündüğünüz bir içerik için iletişime
geçebilirsiniz.
,_2025-04-20.jpg)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumunuz için teşekkür ederim. En kısa sürede dönüt verilecek.