Gülün Fısıldadığı
Osmanlı’da Nesnelerin Dili – IX
Fildişi
kulemdeki lambanın altından bildiriyorum:
Bildiklerimin
bende bıraktığı izleri kayda geçirmek için buradayım.

Portland international rose test garden
Gül, bir çiçekten çok bekletilmiş bir sözdür. Söylendiği anda değil; sustuğu yerde anlam kazanır. Bir masanın köşesinde unutulduğunda, bir kitabın arasında saklandığında, bir vazoda günlerce sessiz kaldığında konuşur. İnsan çoğu zaman kelimeleri toparlayamaz; gül, bu eksikliği üstlenir.
![]() |
| black rose |
Rengi
Niyetin en yalın hâlidir. Kırmızı
gül, kalbin cesaretini taşır; itirafın acele etmeyen biçimidir. Beyaz gül,
temiz bir başlangıcın, gecikmiş bir özrün kapısını aralar. Pembe gül, yüksek
sesle sevmeyenlerin dilidir; şefkati bağırmadan anlatır. Sarı gül, dostluğun
neşesini getirirken araya giren mesafeyi de ima eder. Mor gül, ilk bakışta
tutulan nefesi, gizemin çekimini saklar. Siyah gül, bir kapanışın ağırlığını
taşır; vedanın soğukluğundan çok direncini anlatır. Mavi gül ise ulaşılmaz
olanı, dile getirilemeyen bir arzuyu temsil eder.
| Rose-thorns |
Gülün Dikenleri
Sevginin süsü değildir; sınırıdır.
Yakınlığın dikkat istediğini, her dokunuşun iz bıraktığını hatırlatır. Gül,
incitmek için değil; özenle tutulmak için dikenlidir. Sevilmenin bir
sorumluluğu olduğunu fısıldar.
![]() |
| Gül Koklayan Fatih - Nakkaş Sinan Bey |
Kokusu
Zamana direnir. An geçer, koku kalır.
Hatıralar gibi görünmez ama inatçıdır. Bu yüzden gül, verildiği günden çok
sonra da konuşur. Bir çekmecede saklanmışsa beklenmiştir; atılmamışsa
vazgeçilmemiştir. Gül, kaybolduğunda değil; saklandığında anlamını büyütür.
![]() |
| Knop rose |
Taze Bir Gül
Umudun hâlâ ayakta olduğunu söyler.
Solmuş bir gül, geç kalınmış cümlelerin tanığıdır; yarım bırakılanların sessiz
kaydıdır. Atılamayan her gül, tamamlanamayan bir sözün yerine geçer.
Gül,
sevginin zarafetini anlatmaz; niyetini ve sorumluluğunu hatırlatır. Dokunmadan
önce düşünmeyi, vermeden önce tartmayı ister. İnsan sustuğunda, gül devreye
girer; çoğu zaman söylediğinden çok susturduğuyla hatırlanır.
Bu yazı, ‘’Osmanlı’da
Nesnelerin Dili’’ serisinin yedinci yazısıdır.
FİLDİŞİ KULEDE IŞIK HALA YANIYOR.
- Nesnelerin Dili I – Mendilin Söylediği
- Nesnelerin Dili II – Açık İşaretler
- Nesnelerin Dili III – Yelpazenin Anlattığı
- Nesnelerin Dili IV – Mektubun Sessiz Kuralları
- Nesnelerin Dili V – Yüzüğün Hatırlattığı
- Nesnelerin Dili VI – Pencerenin Söylediği
- Nesnelerin Dili VII – Kapının Anlattıkları
- Nesnelerin Dili VIII – Çiçeklerin Anlamları
- Nesnelerin Dili IX – Gülün Fısıldadığı
- Nesnelerin Dili X – Fotoğrafın Fısıldadıkları
Sitede kullanılan görseller tanıtım ve bilgilendirme
amaçlıdır. Telif hakkı ihlali olduğunu düşündüğünüz bir içerik için iletişime
geçebilirsiniz.
.jpg)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumunuz için teşekkür ederim. En kısa sürede dönüt verilecek.